x

Bitkisel Tedavi




Sefaçiçeği, Sefa çiçeği, Ringelblume, Calendula officinalis

16 Ağustos 2010Bitkilerigokcek2 Yorum
3.067 kez görüntülendi.
Sefaçiçeği, Sefa çiçeği, Ringelblume, Calendula officinalis

SEFA ÇİÇEĞİ

1-2 Yıllık | 0,2-0,7m | 6-9 Aylar | Ça,Ho,Na | Çiçekleri ve Eter yağı

Sefa çiçeği, Ringelblume, Calendula officinalis L.
Şamdan çiçeği
Ölü çiçeği
Sefa otu
Gecesefası
Şifalı sefa çiçeği
Aynı sefa
Altıncık
Yüksük çiçeği

Familyası: Bileşikgillerden, Korbblütengewâchse, Asteraceae

Drugları: Sefa çiçeği; Calendulae folium
Sefa eter yağı; Calendulae aetheroleum
Sefa tohum otunun genellikle çiçekleri çay, tentür, natürel ilaç ve eter yağı yapımında kullanılır. 

Giriş: Sefa çiçeğinin 10 türü vardır ve bunlardan en çok Şifalı Sefa çiçe¬ği; Calendula officinalis ve az da olsa Yabani Sefa çiçeği; Calendula arvensis şifa maksadı ile kullanılır. Çiçekleri olgunlaşıp solduktan sonra tohumları kanca gibi içe doğru kıvrılarak yüksük şeklini alır. Bu nedenle yüksük çiçeği denir. Mezarlıklarda çok yetişmesi nedeni ile Ölü çiçeği, cildi güzelleştirdiği için Sefa çiçeği veya çiçeklerinin şamdana benzemesi nedeni ile Şamdan çiçeği ve yahut da altın sarısı rengi nedeniyle Altıncık da denir. Vatanının Kuzeybatı Afrika ülkeleri olduğu ve buradan önce Akdeniz ülkeleri ve Türkistan’a yayıldığı ve zamanla diğer ülkelerde de yetiştirildiği bilinmektedir. M.Ö Romalılar tarafından haricen yaralara karşım kullanıldığı ve reform çayı ile birlikte Avrupa’nın Kuzeyine yayıl¬dığı ve 18.yydan itibaren kansere karşı yaygın olarak kullanılmıştır.

Botanik: Genellikle bir yılık, nadiren iki yıllık bir bitki olup oldukça sık çatallaşır. Kökü 20cm boyunda ve ince yan köklerden meydana gelir. Dikine yükselen bitki oldukça sık çatallaşır ve gövde köşeli olup üzeri tüylüdür. Yaprakları 8-15cm uzunluğunda 2-5cm eninde alt yaprakları mala, üst yaprakları mızrak şeklinde, kenarları bütün, koyu yeşil renkli ve gövde ve dallara değişken sıra ile dizilmiştir. Çiçeklerin kupa yap¬rakları çanak şeklinde olup ince uzun mızrak şeklinde bir düzine yap¬raktan oluşur ve taç 2-4 sıra halinde dizilmiş olup her biri dil şeklinde uçları dişli, altın sarısı renkte, göbekte genellikle borucuk yaprakları bu¬lu¬nur ve bunlarda altın sarısı renktedir. Çiçekleri solduktan sonra kupa yaprakları içe doğru kıvrılır ve kanca şeklini alır ve de tohumları da böyle kanca gibidir.

Yetiştirilmesi: Vatanı Akdeniz ülkeleri olan Sefa çiçeği binlerce yıldan beri Türkistan’da ve Türkiye’de bilinmekte ve yetiştirilmektedir. 1960’lı yıllardan itibaren Türkiye’yi saran kimyasal ilaç kullanma hastalığından önce yaygın olarak yetiştirilen bitkilerden bir de Sefa çiçeğidir. Fakat zamanla unutulmuştur. Değerinin anlaşılmasıyla birlikte yeniden pek ya-kında yaygın olarak yetiştirilecek bitkiler arasında katılacağına inanıyorum. Çünkü Avrupa’da özel olarak yetiştirilecek çok çeşitli ilaçlar özel¬likle de merhem, krem ve losyonlar yapılmaktadır. Sefa çiçeği Türkiye’ nin hemen hemen her yöresinde rahatlıkla yetiştirilebilir. 

Hasat zamanı: Haziran’dan Kasım ayına kadar Sefa çiçeğinin başı top-lanarak havalı ve gölgelik bir yerde kurutulur ve kaldırılır. Şayet tentürü, merhemi veya kremi veya losyonu yapılacak ise taze olarak işlenir. Maalesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutul-malıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur ku¬rumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.

Birleşimi: Birleşimindeki önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
a) Triterpenalkoller %4-6 arasında olup 3 gruba ayrılırlar. Bunlardan en önemlisi; 1) Triterpendioller (Dihydroxitriterpenler) %3-5 arasında olup bunlardan; Faradiel, Arnidiol, Calenduladiol, Maliladiol, Bereein ve Ursadiol’ü sayabliriz. Bu bileşikler %98 oranında Laurin-myristin-Palmitinasitle 3-O-Monoesterlerler oluşturur ve %2’side Diesterlerden oluşur. Monoesterlere örnek Faradiollauriasitester, Faradiolmyristinasitester ve Faradiolpalmitinasitester’i gösterebiliriz. 2) Triterpenmonoller (Monohydroksitriterpenler) %0,4-0,6 arasında olup önemlileri;ψ-Taraxan, Taraxan, Lupen, Oleanen, Ursen, α-veβ-Amyrin 3) Triterpentrioller (Trihidroksitriterpenler); Heiantriol A1, B0, B1, B2, Ursatriol ve Lupantriol
b) Triterpensaponinler (Saponositler) %2-10 arasında olup en önemlileri; Saponosit A, B, C, D1, D2 ve F ile Olenolasit’i sayabiliriz. Bu Saponositler Glikuronasit, Glikoz veya Galaktozu birleşik bulundururlar.
c) Cariotinoitler (Karotinoitler) %1-3 arasında olup en önemlileri; Lutein ve Zeaxanthin, takriben %90-98 arasında olup ayrıca az miktarda Lycopin, Violaxanthin, Aurogxanthin, Luteoxanthin, Lutein ve Luteinepoxid içerir. 
d) Falvonitler; %0,25-1 arasında olup en önemlileri; Quercetin, Izorhamnetinglikozit, Izorhamnetin-3-O-β-D-glikopyranosit, Quercetin-3-O-β-d-Glikopyranosit ve Izorhamnetin-3-O-rutinosid içerir. 
e) Steroller %0,06-0,08; γ-Steroller, β-Sitosterol, Campesterol, Cholesterol ve Izofucosterol
f) Eter yağları %0,2-0,3; α-Cadinol (α-Kadinol) takriben %20-30’unu oluşturur ve ayrıca α- ve β-İonon, β-İonon-5,6-Diepoksid, Dihidroactinidiolid, α-Thojen, α-Pinen ve γ-Cadinen
g) Kumarinler; Scopoletin, Umbelliferon ve Aesculetin
h) Polisakkaridler %12-16 arasında olup en önemlileri; Rhamnoarabinogalakotonlar ve Arabinogalaktonlardan oluşur. 

Araştırmalar:
Sefa çiçeği üzerine yapılan araştırmalar çok eskiye dayanır ve bu araş-tırmalarda genellikle kansere karşı etkili olduğu tespit edilmiştir. Fakat ne hikmetse günümüzde modern anlamda kansere karşı etkisi olup olmadığı konusunda herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Bugüne kadar yapılan modern araştırmalar sadece deri hastalıkları ve yaralanma ra-hatsızlıklarına (ezilme, burkulma, çizilme vb.) karşı yapılmış ve olumlu neticeler elde edilmiştir. Klasik araştırmalar;
1) Pietroantrea Mattioli 1560’lı yıllarda Floransa’da yaptığı tedavi denemelerinde Sefa çiçeğinin kanseri iyileştirdiğini tespit etmiştir. (LBH.II.926)
2) İsveç kralının doktoru J.P.Westring Stokholm ilim akademisinde yaptığı araştırmalarda Sefa çiçek ekstresinin kanseri iyileştirdiğini tespit etmiştir. (LBH.II.926)
3) Prof.Dr.Herman Lebert Fransa’nın Breslau şehrinde (1813-1878) kanser üzerine yaptığı araştırmalarda Sefa çiçek çayının veya ekstresinin bu rahatsızlığı iyileştirdiği tespit etmiştir. (Age)
4) Belçikalı hekim BOUGARD’da kanserli hastaları Sefa losyonu ve ekstresi ile tedavi etmiştir. (1882)(Age)
5) Hapas Kneipp, Dr.Stöger, Dr.Bohn, Dr.Halenser ve Susanne Köhler kanserli hastaları sefa çiçeği ile iyileştirmişlerdir.
6) Prof.Dr.K.Zitterl-Eglseer, Dr.J.Novak, Prof.Dr.Ch.Franz ve ekibi Viyana Üniversitesi ziraat fakültesinde Farmakoloji enstitüsünden Prof.Dr.G.Reznicek Prof.Dr.J.Jurenitsuh ve ekibi yaptıkları ayrı ayrı araştırmalarda Sefa merhemi ve ekstresinin yaraları iyileştirdiği ve iltihapları önlediğini tespit etmiştir. (ZP:3.00.152)
7) Dr.O.İsaac yaptığı araştırmalarda Sefa çiçeğinin başta ekzema, iyileşmeyen yaralar ve varise karşı etkili olduğunu tespit etmiştir. (ZP.3.00.138)
8) Dr.U.Wissinger-Graffenhahn ve ekibi Eyalet ilaç ve Tıbbi mamuller endüstrisi (Udesineastitital für Arsneimitlel und Medizine Prodükte bon) yaptığı araştırmalarda Sefa çiçeğinin müzmin yaraları iyileştirdiği, iltihapları önlediği ve ağız içi yutak mukozasını kuruttuğunu tespit etmiştir. (ZP.3.00.143)

Kendi tecrübem; Ayak parmağım özellikle de başparmak tırnağımın de-riye batması ile ortaya çıkan iltihaplı yaraya (dolama) karşı oldukça sık deneme yaptım ve her seferinde de bu rahatsızlıktan Sefa merhemi ile kurtuldum. Birkaç gün ayak parmağıma Sefa merhemi sürdüğüm de iltihapları dışarı çeker olduğunu gördüm. 

Tesir şekli: Yaraları iyileştirici, iltihapları önleyici, mikropları öldürücü, parazitleri öldürücü, antimikozit (mantarları yok edici), krampları çözücü, safra artırıcı, adet söktürücü, terletici, hazmettirici ve metabolizmayı kuvvetlendiricidir.

Kullanılması: 
a) Araştırmalara göre; son zamanlarda yapılan araştırmalarda Sefa çiçeğinden elde edilen merhem, krem, losyon veya ekstrelerin yararlı iyileştirdiği tespit edilmiştir. 
b) Komisyon E’nin 13.03.1986 tarih ve 50nolu Monografi bildirisine göre başta yaralar, müzmin yaralar ve deri ülseri, derinin açık yarası ile ağız ve yutak iltihaplanmasına karşı kullanılır.
c) Homeopati’de müzmin yaralar, kesik yaralar, batma yaraları, deri ülseri, toplardamar iltihabı (flebit), derideki yanıklar, tırnak yatağının iltihaplanması (dolama), bezlerin şişmesi ve safra yetmezliğine karşı kullanılır.
d) Halk arasında yaralanmalarda ortaya çıkan kesilme, yarılma, batma, ezilme, morarma, burkulma ile yanma ve donma sonucu deride kalan izleri, deri ülseri, toplardamar iltihaplanması (flebit), varis, gastrit, safra yolları iltihaplanması, beyaz akıntı, adet yetmezliği, bezlerin sertleşmesi ve şişmesi (özellikleri lenf bezleri), kam çıbanı, benekler, dekübitüs (yatak yarası), burnun iç kısmının kuruması, dolama, urlar ve hatta kansere karşı dahi kullanılmaktadır. 

Çayı: Bir kahve kaşığı Sefa çiçeği demliğe konur ve üzerine 300-500ml kaynar su ilave edildikten sonra 5-10dk demlenmeye bırakılır ve sonra süzülerek içilir. 

Çay Harmanları:

Gökçek göz iltihapı çayı;
>30 gr Papatya çiçeği
>30 gr Göz otu yaprağı
>20 gr Sefa çiçeği
>20 gr Rezene tohumu 
Göz banyosu ve kompresi yapılır.

Gökçek toplardamar iltihapı ve basur çayı;
>20 gr Hamamelis yaprağı
>20 gr Papatya çiçeği
>20 gr Sefa çiçeği
>20 gr K.yonca
>20 gr Çobançantası

Gökçek adet yetersizliği çay;
>30 gr Civanperçemi otu
>30 gr Sedef yaprağı
>20 gr Sefa çiçeği
>10 gr Andız kökü
>10 gr Arnika çiçeği

Gökçek deri hastalıkları çay(sivilce ve hafif iltihaplı deri);
>40 gr Hamamelis yaprağı
>30 gr Menekşe otu
>20 gr Sefa çiçeği
>10 gr Meşe kabuğu

Gökçek mide çayı (iştahsızlık ve asit yetersizliğine);
>30 gr Oğulotu yaprağı
>30 gr Civanperçemi otu
>30 gr Pelin otu
>10 gr Sefa çiçeği

Gökçek Mesane ve böbrek çayı 
>25 gr Atkuyruğu otu
>20 gr Ayrıkkökü
>20 gr Altın başak otu
>20 gr Akhuş yaprağı
>15 gr Sefa çiçeği

Gökçek mide-bağırsak çayı ( şişkinlik,);
>40 gr Kişniş tohumu
>30 gr Rezene tohumu
>20 gr Kimyon tohumu
>10 gr Sefa çiçeği

Gökçek göz iltihabı çayı (özellikle göz kapak iltihapları);
>30 gr Papatya çiçeği
>30 gr Göz otu yaprağı
>20 gr Sefa çiçeği
>20 gr Sinirli ot

Gökçek toplardamar iltihapları (flebit) çayı;
>20 gr Civanperçemi çiçeği
>30 gr K.yonca otu
>30 gr Alıç çiçeği + yaprağı
>10 gr Sefa çiçeği
>10 gr Altın çiçek

Gökçek deri hastalıklarına çayı (müzmin yaralar);
>20 gr Papatya çiçeği
>20 gr Sefa çiçeği
>40 gr Sinirli ot
>20 gr Hamamelis kabuğu+yaprağı
İçilir ve kompresi yapılır.

Gökçek bacak ülseri çayı (ulcus cruris);
>40 gr Karakafes kökü
>20 gr Sefa çiçeği
>20 gr Adaçayı yaprağı
>20 gr Sinirli ot
Çayı içilir, kompresi veya sargısı yapılır.

Merhemi: Sefa merhemi 500gr vazelin veya balmumu bir kaba konur ve bu kap içinde kaynar su olan ikinci bir kaba konur. Burada eriyen vazelinin içine 100gr kurutulmuş veya 200gr taze Sefa çiçeği ilave edilir. Kap hafif ısıtıldıktan sonra 24sa buzdolabında bırakılır. Tekrar birinci kap ikinci kabın içinde hafif ısıtıldıktan sonra süzülür ve sefa merhemi elde edilir.

Sefa yağı: 100ger Sefa çiçeği bir şişeye konur ve üzerine 500ml kaliteli zeytinyağı ilave edilir. 4-6hafta güneş gören bir yerde bekletildikten sonra süzülerek Sefa yağı elde edilir. Sefa yağı merhem yapımında veya sade olarak deri hastalıklarında kullanılır. 

Aromaterapi: Sefa çiçeği su buharı ile damıtılarak (destilasyon) eter yağı elde edilir. Sefa eter yağı genellikle mantara karşı kullanılır. Fakat çok az bulunan ve kullanılan bir eterik yağdır. 

Homeopati’de: Sefa çiçeğinden 100gr taze olarak bir şişeye konur ve üzerine 500ml %70’lik alkol ilave edilerek 4-hafta güneş ışığından uzak¬ta muhafaza edildikten sonra süzülerek Homeopati’de <<Calendula>> ismi ila anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-4defa 10-15 damla 4-6 hafta süreyle alınır. 

Ekstresi: Sefa çiçeği %70’lik alkolle ekstresi yapılır ve elde edilen ekstre aynı tentür gibi kullanılır. 

Hastalığın belirtileri (semptom): 
1) Bademcik ve tükürük bezlerinin şişkinliği
2) Baş dönmesi
3) Başta duygusuzluk hissi ve başın ağırmış gibi hissi
4) Çekilirmiş gibi romatizmalı ağrılar, bacakların ağırlaşması ve aşırı yorgunluk 
5) Bezler şişer ve yara gibi ağrır
6) Aşırı duyarlılık, ağrı ve seslere karşı
7) Nemli havaya karşı aşırı duyarlılık ve sabahları ağrılar artarsa
8) Herhangi bir şey olacakmış gibi korkma

Yan tesirleri: Sefa çiçeğinin bilinen bir yan tesiri yoktur. Çok nadiren bazı hassas kişilerde alerjiye neden olabilir. Fakat eter yağının çok dikkatli kullanılması gerekir. Çünkü oldukça serttir.

Benzer Konular

"Sefaçiçeği, Sefa çiçeği, Ringelblume, Calendula officinalis" için 2 yorum yapılmış (Sizde görüşlerinizi yazarak diğer ziyaretçilerimize fikir verebilirsiniz.)

  1. Aynısefa çiçeyi tentürü veya ekstresi miyomların küçülmesine veya iyileşmesine yardımcı oluyormuş diye duydum, dogru mu acaba…

  2. Aynı sefa çiçeği tek başına yeterli değil Gökçek Aloe Vera Jel, Gökçek İksir, damar çayı ve MİYOM Çayı kullanmanız gerekir. Bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız, çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hızlı çoğalırlar.Vücudumuzun bozulan asit baz dengesini Himalaya tuzu ile yeniden düzelir. Örneğin normal tuz ödem, damar sertliği, asidoz vs ye sebep olurken Himalaya tuzu ödemi, asidozu ve damarlarda ki sertliği önler.Her Lokma en az 30 defa çiğnenmeli, doğru ÇİĞNEME den yutulan besinler mide başta olmak üzere diğer organlara zarar verir.Hücre merkezlerinde bulunan mitokondirininleri soba veya mini atom sentraline benzetebiliriz.Sobaya kalitesiz kömürü doldurursanız duman içinde kalırsınız ve aşırı artık madde (kül, duman, is) ortaya çıkar.Çiğnenmeyen besinlerde kalitesiz kömür gibi hücreler, hücre araları, bağ dokuları ve bütün organlarda artık madde (cüruf) yoğunlaşmasına sebep olur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.

Soru sorabilir, görüşlerinizi paylaşabilirsiniz.

Adınız Soyadınız

Mail adresiniz (Gösterilmeyecektir)

Başkentimiz Neresi?